|
-- SihirBay Murat 'tan Çok Özel Teşekkürler --
Sihir hayatında beni etkileyen,
Saygı ve Rahmetle andığım, ancak TRT ekranlarındaki gösterilerine yetişebildiğim
büyük üstat,
Zati Sungur'a,
Kral unvanı ile bir çok sihirbazın repertuarında fikirleri ya da el yapımı sihir
oyunları bulunan ustam Mandrake (Ertuğrul Işınbark)'a,
Sevgi ve Bilgi Paylaşımı sloganı ile, küçük büyük herkesin gönül dostu İMS
Başkanı Erdinç Demiray'a,
Sihirli eller Yılmaz Çelik'e,
Marmaris'te ilk Hokus Pokus standını bana emanet eden
Kemal Cömertoğlu'na,
Hayalleri ile bir türlü gerçek hayatı ayıramayan
Muhsuni (Muhsin Ufacık)'a,
En zor anlarımda evini, ekmeğini, sohbetini, bilgisini benimle paylaşan
Arsen
Lüpen'e,
İstanbul Bahçelievler Yayla'da sermayenin ve bilginin sinerjisi ile
oluşturduğumuz “sihirci” şaka ve sihir oyunları işletme tecrübemizin ortak dostu
Huduni (Hüseyin Parlak)'a,
Yalova, Çınarcıktaki sihirli maceramda imzası bulunan değerli
Şankadra'ya,
Marmarislileşme çabalarımda bana destek olarak, Marmaris'in en güzel kızı ile
evlenmeme vesile olan Mandrake Kemal'e,
Marmaris’teki gösterilerimde kullanmak üzere aldığım sihir oyunlarını gerçek
değeri ile satan Sihirevi sahibi
Erdem Bulungiray’a
Marmaris'in o büyük sahnesinin yanı sıra dostluk ve sevgi paylaşımını takdir
ettiğimiz
Enver ve UIaş kardeşlerime,
Ajans Villa Ekip'ten
Umur Özlüer ağabeyimize,
Kalimerhaba Derneği Başkanı Sanatçı Selma Sonat'a
bana frontpage ve temp araklama inceliklerini öğreten ve girdiğim sitelerden
kaptığım virüsler yüzünden sık sık format atmak zorunda kalan
Ufuk'a,
hackmasterx
Kaan Yılmax'a, Joker'deki Performansı ile
göz dolduran İzmirli_sihirbaz'a
Şeytançom sanada
Teşekkürler ediyorum
Murat Börekçi |
|
SihirBay da kim?
Merhaba ben SihirBay Murat 1966 yılında İstanbul Fatih Karagümrük
semtinde doğdum
Aslında, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi İstatistik bölümünden mezun
oldum demek için neler vermezdim. Eyüp Ticaret Lisesi son sınıftan
terkim. 1995 yılında Hokus sayesinde
MARMARİSLİLEŞTİRBİLDİKLERİMİZDENMİSİNİZ kervanına katıldım. Bir süre
sonra evlendim. Üç çocuk babasıyım, özel zevklerim arasında özel
tiyatrolara gitmek, seyahat etmek, resim çizmek. Kamu zevklerim arasında
ise; elektrik, su, telefon parası yatırmak, fiş koleksiyonu yapmak.
GrafikERim ve aynı zamanda aile şirketimiz olan SihirBay Gösteri
Hizmetlerinin şoförlüğünü yapmaktayım.
Sihir
Hikayeme gelirsek
Deve Tellal, Pire berber iken, daha İMS, ig yok iken, günlerden bir gün,
yani ben daha henüz minicik bir kurbağa iken, "Büyük Kral" tarafından
öpülmem ile başladı sihir hayatım. Alışmıştım, üstelik duyuldu bir kere
prens olmak istediğim, kurbağa severler tarafından çok öpüldüm. Efsaneye
göre öpüldükçe o masaldaki sihir prensi olacaktım. Gülmeyin o zamanlar
öyleydi..Ben, çok öpülen ve vazgeçen çok kurbağa biliyorum. Neyse Prens
Çokoprens derken Güney Ege sahillerinde aldım soluğu.
Tam
sihir prensi olmaktan vaz geçiyordum ki, Marmaris te bir prenses
palyaço(Sevgili Eşim Nergis) tarafından öpülmemle birlikte tekrar
kurbağa oldum. O gün bu gündür Ku, vak vak, ku, vak vak, yüzerim derede
kuyruğum yok (çok şükür) yüzerim derede... Aslında etrafıma baktıkça
kurbağa olmaktan da son derece memnunum. Bu arada gökten üç elma (Çocuklarımız
Merve Nur, İbrahim Safa, Salih Efe) düştü başımıza, masal devam ediyor.
Hikayede adı geçen kişi yada kurumlardan bazıları hayal ürünü olup
gerçekle uzaktan yada yakından alakası yoktur. Uyduran SihirBay Murat
YAZIYORUM(!)
SihirBay ile Haydi SANAT'a...
"Birisi birşeyler yapmalı! Neler yapılabilir? Neden kimse birşey yapmıyor?"
Bu sözler yüzyıllardır, belki de binyıllardır söylenir durur. Peki bunları
söylemek yerine sen neden birşeyler yapmıyorsun? Neden hep birilerinin birşeyler
yapması beklenir?
Düşünebilmek, Tanrı'nın insanoğluna bahşettiği en büyük nimettir.
Ve bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Aslolan, bu
kabiliyetimizi icraata dönüştürmektir.
Sanat, düşünme yeteneğimizi kullanabileceğimiz ve önyargılara kulak asmadan
kendimizi ifade edebileceğimiz yegâne alandır. Ünlü bir fizikçi der ki;
"Bana istediğim uzunlukta bir sopa verin, size dünyayı kaldırayım!"
İşte sanat böyle bir şey. Yeter ki o sopayı nasıl kullanacağını bil.
Elindeki fırçayı, kalemi, çekici, enstrümanı nasıl kullanacağını bildiğin
sürece, başaramayacağın şey yoktur.
Yeter ki, "Birisi"nin yapmasını beklemeden "Sen" yap. Üşenmeden, sıkılmadan.
Kimileri der ki, "Niyet etmek başarmanın yarısıdır." Fakat unutulmamalıdır ki,
kaybetmek de başarmanın diğer yarısıdır... O halde, sadece niyet etmek değil,
niyet ettiğimiz şey için, varımızı yoğumuzu ortaya koymamız gerekmektedir.
Anlaşılmamaktan korkmadan, hata yapmaktan çekinmeden.
Hiç hata yapmayanların, hiçbirşey yapmayan insanlar olduğunu hepimiz biliyoruz
değil mi?
Bir bal arısı kovanını yaparken, peteklerin neden altıgen olduğunu sorgulamaz.
Kimsenin fikrini sormaz. Doğru olduğuna inandığı şeyi büyük bir azimle yapar ve
onun eserinin kıymetini bilenler, o eserden doyasıya faydalanır.
Bir elma ağacındaki elmalar ayaklanıp; "Durun! O elmalar hormonlu! Hamza usta
çürük elma satıyor! Birisi durdursun şunu!" diye haykırır mı? Evet haklısınız,
meyveler konuşamaz. Ama bu konuşamamazlık, insanların o ağacın en tepesine
çıkarak, düşme pahasına da olsa, o al al elmaları toplamasına engel mi?
Ve unutmayalım ki, sanat ta konuşamaz.
Ama dilin anlatamadığı birçok şeyi anlatır ve sanata aç milyonlarca insanı
beklerler.
Yeter ki, yürekten ve koşulsuz üretilsinler. Yeter ki, sanata gönül verenler,
"NEDEN" diye sormasın,
"NEDEN OLMASIN" diye cevap versinler. Yeter ki, eleştirmeye programlanmış
insanlar, eleştirmeden önce, eleştirilebilecek eserler üretsinler.
Yeter ki, içimizdeki çocuğu öldürmeden, onunla birlikte olgunlaşmayı
öğrenelim...
Birgün Picasso, bir sokağın kenarında oturmuş, tezgahta satılan balıklara
bakarak resim çizmektedir. Oradan geçen birisinin gözü Picasso'nun tualine
ilişir. Yavaşça eğilerek der ki; "Kusura bakmayın ama, bu yaptığınız hiç balığa
benzemiyor..." Picasso adama dönerek; "Bu balık değil, RESİM." der.
Bir sanatçının en büyük korkusu anlaşılamamaktır. Ve "Kim ilgilenecek ki?"
kaygısı vardır. Peki hata kimde?
Bir düşünün; hayatında hiç kahve görmemiş bir insana, kahvenin ne renk olduğunu
anlatmaya çalışıyorsunuz.
KAHVERENGİ!
İyi de kahve ne renk?! O halde, ilk önce o insana kahveyi göstermemiz gerekiyor.
Daha sonra o insan zaten kahvenin rengini anlayacaktır. Ve mutlaka tatmak
isteyecektir. Yeter ki o kahveyi bir görsün... Ne derlerse desinler ben, önce
onlara "kahverengini" öğretmeye devam edeceğim.
Haydi sanata
Ne olursa olsun,
Hep beraber...
Murat Börekçi yani SİhirBay |
|
"biz" yapmadık...
Her işin bir bileni, bir yapabileni olduğu kadar, bilmediği işe burnunu
sokarak gerçekten o işi iyi yapamadığını da bilmeyeni var.
Rahatsızlığım nedeni ile bir süredir hayatın tadını seyirci olarak
çıkardım.
Hiç bir etkinliğin içinde yer almamıştım.
İyi ki de öyle olmuş neler yapılıyormuş, üstelik hep te böyle
yapılıyormuş.
Çıkar ilişkileri yüzünden yalakalık diz boyu, öle bir çark ki dönen, ne
paralar, ne kaymaklar yenir kim bilir....
Biz içinde bulunduğumuz başarılı organizasyonlardan alınan teşekkürlerde
birlikte çalıştığımız tüm ekibimizin gerçekten o teşekkürü hak ettiğini
bir kez daha anladım.
"Biz"im yaptıklarımız internet sitemizde ertesi gün yer alıyor da
"Biz" im yapmadıklarımız neden yazmayalım.
Tamam yazalım dedik ve konu başlığını da "biz" yapmadık dedik.
"Biz" 20 cm lik bulaşık tüllerini süsleme yaptığımızı sanarak parti
meydanlarına asmadık.
"Biz" çocuklar için düzenlenen gösterilerde, anlaşılmaz lehçe ile
mikrofondan gel lan, hadi lan gibi, bir çoğu da belden aşağı, sadece
komilerin ve garsonların güldüğü sözüm ona espri anlayışıyla yarışmalar
yapmadık... (gülmeyin böyle yapanlar var...)
"Biz" Hiç bir etkinliğe renkli elbiseler giydirdiğimiz, yüzüne çirkin
bir makyaj yaptığımız bir elemanı palyaço diyerek meydanlara salmadık.
"Biz" Hiç bir zaman guaş ya da tabelacı boyası ile yüz boyaması yapmadık.
"Biz" Hiç bir zaman hiç bir etkinliğe yüz boyaması konusunda bilgisi ve
yeteneği olmayan yetersiz bir elemanı göndermedik.
"Biz" Hiç bir etkinliğimizde balonları çocukların ulaşamayacağı yerlere
asmadık.
Balonları patlatan çocukları sevgimizle azarladık.
"Biz" Hiç bir meslektaşımızın arkasından konuşmadık.
"Biz" Hiç bir zaman, hiç bir meslektaşımızın ticari ilişkilerini
zedeleyecek dostluklar kurarak, fiyat kırarak, eş dost hatır ilişkileri
ile iş yapmadık...
"Biz" SihirBay Gösteri Hizmetleri olarak, bütün bu olumsuzluklar
karşısında kalitemizden değil ama kazancımızdan ödün verdik...
"Biz" Her zaman "iyiler mutlaka kazanır"a inandık...
Biz kazandık sıra sizde, elinize yüzünüze bulaştırdığınız
organizasyonlarda (üzülerek söylüyorum) kötüydünüz
"Biz" hiç bir zaman kötünün iyisi olmak istemeyiz "Biz" iyinin iyisi
olmak için çıktığımız bu yolda, kötülerin iyi olmasını bekleyecek
sabrımızın kalmadığını, her işin bir bileni, bir tecrübelisi olduğunu,
başarılı organizasyonların yanı sıra bu tür etkinliklerde yapıcı
eleştirilerle konuyu yakından takip edeceğimizi belirtmek istedik.
www.sihirliyiz.biz
Daha "biz" den ne bekliyorsunuz.
|